Soğuk Hava

İnsan sonunda gördü!
Binlerce yıldır kurduğu sistemlerin bu kadar savunmasız olduğunu. Özellikle bu dönemde yaşam ve konfor sisteminin büyük yapı taşı olarak gördüğü ekonomi ve haz duygusu büyük yara aldı. Bugün yaşanan olaylara bakılarak insan çok daha fazla şeyi görmeyi hedefliyor. Geçmişten bugüne bakarsak hayat standartları konusunda büyük bir hızlı ilerleyiş hakim. Bu hızın mimarları elbette teknoloji, sanayi, ekonomi diye sıralayabiliriz fakat insanın hümanist yönünün duygusuz bir haza dönüşmesi ile birlikte kendini, kendi çemberinde Tanrı ilan etmesiyle söz konusu bir durum. Küresel bir sorun haline gelen ve yakın dönemlerde karşılaştığımız bir durum olmayan bu sağlık sorunu tüm dünyada plansız savunma yöntemlerini ortaya koydu. En zengin ülkeler kontrolünü bir anda elinden kaybetti. Ebette bu durumun kontrolü zor, kolay değil fakat görüyoruz ki sadece ekonominin güçlü olması yetmiyor. Daha geniş bir açıdan bakacak olursak, insan “küreselci” bir -izm içerisinde hareket etmeye başladı. İnsanın para ile olan muhasebesi gün geçtikçe arttı. Söz konusu şuraya gelmeye çalışıyorum; para ile daha çok para kazanmayı arzu ederken kaybettiğimiz şeyin haz duygularımız olduğunu söylüyorum. Bugün görüyorum ki sadece kıyafetlerini koymak için 3 katlı villa satın alanlar, lüks araba garajı oluşturanlar, ticaret amacı gözetmeksizin binlerce yapı inşa eden insanlar var. İnsan istediği şeylerin içindeki haz duygusunun bir dürtüsü olarak değil de sadece ona sahip olmak ve tamamen kendi istediklerini özgürce yapabiliyor olmasından kaynaklı kişiliksel tanrı psikolojisiyle ortaya koymaktadır. Gelecek nesile teknolojik bir yaşam bıraktığımızı günlerce söylerken onların ahlâki ve vicdâni duygularını yok ettiğimizi aslında çok az konuşuyoruz. Biz bugün güldüğümüz anları sıralamaya koysak video içerikli şeyleri ilk sıraya koyuyoruz. Duygularımız teknolojinin, paranın piyonları olmuş. Şimdi Dünya büyük bir sorun ile karşı karşıya ve bu dönemde farkına varılması gereken şey, geçmişten bugüne hakim olan hızlı ilerleyişin artık daha sağlam ve daha katıksız arzulara yönelik bir ilerlemenin olmasıdır. Değişen dünyada daha güçlü sistemler, daha doğru insan psikolojisi, daha düzgün kendini yönetebilme becerisini kazanmamız lazım. Beğendiklerimiz, giydiklerimiz, düşüncelerimiz bize aitmiş gibi dursa da aslında aynanın karşısındaki biz değiliz. Dünyanın bugün atlatılabilir fakat savunmasız zor bir durumda olması insanın boşluklarını görmesini sağladı. Çok şey değişecek gibi duruyor ama duygularımızın iplerini yakalamamız çok zor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.